Ali ULKER

Hiç düşündünüz mü, bir insanı özgüvenli olmaktan egolu olmaya ayıran şey nedir?
Aslında bazen bu ikisinin arasındaki çizgi sandığımızdan çok daha ince.
Ego, Yunancada “ben” demek. Peki, bu ben dediğimiz şeyle kurduğumuz ilişki nasıl?
Bence özgüven, insanın önce kendini tanımasıyla başlıyor. Kendini gerçekten tanımak ama… Sadece iyi taraflarını değil, zayıflıklarını da görebilmek. Hatalarını kabul edebilmek, kusurlarının farkında olmak ve bunları başkalarından saklamak zorunda hissetmemek
Kendini olduğu gibi kabul edebilmek…
Çünkü özgüvenli olmak, her şeyi bilmek ya da her konuda haklı olmak değil. Bazen yanıldığını kabul edebilmek, bazen bilmiyorum diyebilmek, bazen de bir başkasından bir şey öğrenebilmektir.
Ben özgüveni biraz da insanın kendisiyle olan ilişkisi olarak görüyorum.
Özgüvenli insan bugün dünden daha iyidir. Yarın ise bugünkünden daha iyi olmayı hedefler. Kendini başkalarıyla yarıştırmaz. Kendi gelişimine bakar. Bir başkasının başarısı onu rahatsız etmez, aksine ona da ilham verebilir.
Ve bence en önemlisi, hiçbir zaman “Ben en iyisiyim.” deme ihtiyacı duymaz. Çünkü insanın öğreneceklerinin hiçbir zaman bitmediğini bilir.
Peki ya ego?
Bazen insan kendine güveniyor gibi görünür ama aslında sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı hisseder. Haklı olmak ister, eleştirilmekten hoşlanmaz, hatalarını görmek yerine savunmaya geçer. Çünkü belki de kendiyle yüzleşmek, başkalarına karşı güçlü görünmekten çok daha zordur.
İşte tam da burada kendimize bir soru sormamız gerekiyor:
Kendimize karşı ne kadar transparanız?
Kendi hatalarımızı ne kadar görebiliyoruz? Kendimize ne kadar dürüst davranabiliyoruz? Yoksa başkalarında kolayca fark ettiğimiz şeyleri kendimizde görmezden mi geliyoruz?
Belki de gerçek özgüven, başkalarına kim olduğumuzu kanıtlamaya çalışmayı bıraktığımız yerde başlıyordur.
Bir Cevap Yazın